KANSERLE MÜCADELEDE YENİ DÖNEM

KANSERLE MÜCADELEDE YENİ DÖNEM

Kadın sağlığında erken tanı, HPV aşısı ve hedefe yönelik tedaviler hayat kurtarıyor

Kanser, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kadın sağlığını tehdit eden en önemli hastalıkların başında gelmektedir. Ancak bu tablo kaçınılmaz değildir. Genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı, çevresel maruziyetler ve düzenli taramalar hastalığın ortaya çıkışı ve seyrinde belirleyici rol oynamaktadır.

Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, kanserin hücresel düzeyde başlayan genetik bir süreç olduğunu belirterek, erken teşhis ve koruyucu hekimliğin kadın sağlığı açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır.

KANSER DNA DÜZEYİNDE BAŞLAR

Kanserin temelinde, hücrelerin genetik materyalinde meydana gelen hasarlar yer alır. Ultraviyole ışınları, kimyasal karsinojenler ve hücre bölünmesi sırasında oluşan hatalar DNA’da kalıcı değişikliklere yol açabilmektedir.

Normal koşullarda hücre içi onarım mekanizmaları bu hasarı düzeltebilir. Ancak bu sistemlerin yetersiz kaldığı durumlarda hücre proliferasyonu kontrolsüz hale gelir.

“Tümör baskılayıcı genler hücresel büyümenin kontrolünde kritik rol oynayan bir ‘fren mekanizması’dır. Bu sistemin bozulması durumunda, hücre çoğalmasını artıran yolaklar aktive olur ve karsinogenez süreci başlar.”

YAŞAM TARZI VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Kanser yalnızca genetik bir hastalık değildir, çevresel ve davranışsal faktörler de önemli katkı sağlar. Sigara kullanımı, kanser mortalitesinin önemli bir kısmından sorumludur. Obezite ise başta meme, endometrium ve kolorektal kanserler olmak üzere birçok kanser türü için güçlü bir risk faktörüdür.

Hava kirliliği, asbest maruziyeti ve yüksek oranda işlenmiş gıda tüketimi de risk artışı ile ilişkilidir.

KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN KANSER: MEME KANSERİ

Epidemiyolojik veriler, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu göstermektedir. Erken tanı, tedavi başarısını ve sağkalımı anlamlı ölçüde artırmaktadır.

Kadınların meme farkındalığının artırılması önemlidir. Kendi kendine meme muayenesi, farkındalık açısından yararlı olmakla birlikte, taramada esas yöntem yaşa uygun mamografi programlarıdır.

“Memede fark edilen kitlelerin önemli bir bölümü erken evrede saptanabilir. Ancak her kitle malign değildir, yine de mutlaka klinik değerlendirme gerektirir.”

HPV AŞISI VE SERVİKS KANSERİNDEN KORUNMA

Serviks kanseri vakalarının çok büyük bir bölümü yüksek riskli HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir. Bu nedenle HPV aşısı, birincil korunmada en etkili yöntemlerden biridir.

9–14 yaş aralığında uygulanması önerilen aşı, yüksek riskli HPV tiplerine bağlı serviks kanseri gelişme riskini belirgin ölçüde azaltmaktadır.

TEDAVİDE YENİ YAKLAŞIMLAR: HEDEFE YÖNELİK TEDAVİ VE İMMÜNOTERAPİ

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir paradigma değişimi yaşanmaktadır. Günümüzde birçok kanser türünde kemoterapiye ek olarak veya uygun hastalarda alternatif olarak hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler kullanılmaktadır.

Yeni nesil dizileme teknolojileri sayesinde tümörlerin moleküler profili detaylı şekilde analiz edilmekte ve tedavi, tümörün genetik özelliklerine göre bireyselleştirilmektedir.

“Kanser artık tek bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir. Her tümörün kendine özgü moleküler özellikleri vardır ve tedavi stratejileri buna göre planlanmaktadır.”

SONUÇ: ERKEN TANI VE KORUYUCU YAKLAŞIM ESASTIR

Kanserle mücadelede en etkili yaklaşım, düzenli tarama programları, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve koruyucu aşı uygulamalarıdır. Özellikle meme ve serviks kanserine yönelik farkındalığın artırılması, hastalık yükünü azaltmada kritik öneme sahiptir.

Prof. Dr. Sönmez’in de vurguladığı gibi: “Kanser korkulacak değil, geç kalınmaması ve bilimle tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.”

Özlem Coşkun – KADINCA.TV – 29.03.2026 – 20:00

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*