Berlin seçimlerinde son viraj: AfD gölgesinde Elif Eralp’in yükselişi

Berlin seçimlerinde son viraj:
AfD gölgesinde Elif Eralp’in yükselişi

Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt seçimlerindeki tarihi yükselişi Berlin seçimlerinin de tansiyonunu artırdı. Başkentte CDU ve SPD adayları hakkındaki tartışmalar “güven” sorununu büyütürken, Sol Parti’nin Berlin Eyalet Başbakan adayı Elif Eralp özellikle genç seçmenler ve göçmen kökenli Berlinliler arasında “temsil” söylemiyle dikkat çekiyor.

Berlin, seçimlere yaklaşırken yalnızca sandık aritmetiğini değil, Almanya’nın demokrasi ve temsil tartışmasını da yeniden şekillendirecek bir sürecin içine giriyor.

Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD), 6 Eylül 2026’da Saksonya-Anhalt’ta yapılan seçimlerde yüzde 44’e yaklaşan oy oranıyla büyük bir sıçrama gerçekleştirdi. Parti, 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 sandalye elde ederek tek başına çoğunluğa ulaşamasa da ilk kez bir eyalette hükümet kurma ihtimaline bu kadar yaklaşmış oldu.

Bu sonuç, Berlin’deki seçim atmosferine de doğrudan yansıdı. Bir tarafta AfD’nin yükselişi ve buna karşı alınacak tutum tartışılırken, diğer tarafta ana akım partilerin adayları çevresindeki tartışmalar, seçmenin güven duygusunu zorluyor.

Saksonya-Anhalt’ta AfD şoku: Yönetim kapısı ilk kez bu kadar aralandı

Saksonya-Anhalt seçimlerinde AfD’nin yüzde 43,8–44,3 bandındaki oy oranı Almanya siyasetinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Mevcut Başbakan Sven Schulze’nin CDU’su yüzde 17,2–24,0 civarında kalırken SPD yüzde 9,3-7,8, Yeşiller yüzde 8,9-3,5 ve Sol Parti ise yüzde 8,6–12,0 bandında oy aldı. AfD’nin tek başına hükümet kurabilmesi için yeterli sandalye sayısına ulaşamaması ise koalisyon tartışmalarını beraberinde getirdi.

Ancak siyasi açıdan asıl dikkat çekici nokta, aşırı sağ olarak nitelendirilen ve iç istihbarat birimlerinin de sağcı aşırılık konusunda uyarılarda bulunduğu AfD’nin bir eyalette iktidar alternatifi haline gelmesi.

SPD yönetiminden “rota değişikliği” çağrıları gelirken CDU içinde demokratik partiler arasında yeni bir iş birliği arayışı öne çıktı. AfD ise sonucu “halkın iradesi” olarak yorumladı.

Berlin’de ise bütün gözler, bu yükselişin başkentteki seçim davranışlarını nasıl etkileyeceğine çevrilmiş durumda.

Berlin’de seçim yarışının iki kritik başlığı: Güven ve skandallar

Berlin seçimleri öncesinde CDU’nun kampanyası, Eyalet Başbakanı Kai Wegner’in ocak ayındaki büyük elektrik kesintisi sırasında tenis oynadığının ve kriz yönetimine ilişkin çelişkili açıklamalar yaptığının ortaya çıkmasıyla sarsıldı.
Wegner’in yaklaşık 100 bin kişinin etkilendiği kesinti sırasında sergilediği tutum ve kamuoyunu doğru bilgilendirip bilgilendirmediğiyle ilgili artan baskı üzerine Wegner, CDU’nun başbakan adaylığından çekildi. Parti, yerine Maliye Senatörü Stefan Evers’i aday gösterdi.

SPD’nin adayı Steffen Krach ise Hannover Bölge Başkanı olduğu dönemde yürütülen bir hastane arazisi ihalesiyle bağlantılı soruşturmayla gündeme geldi. Savcılık, menfaat kabulü ve ihale sürecindeki olası usulsüzlük şüphelerini araştırıyor. Soruşturma kapsamında Berlin ve Hannover’de bazı adreslerde ayrıca aramalar da yapıldı. Krach suçlamaları reddediyor ve kampanyasını sürdürüyor.

Böylece Berlin seçimlerinin gündemine konut, eğitim ve ulaşım gibi klasik yerel sorunların yanı sıra “Siyasetçiye ne kadar güvenebiliriz?” sorusu da 20 Eylül’deki Berlin seçimlerinin belirleyici başlıkları arasına girdi.

Seçim öncesi dikkat çeken TDU buluşması

Seçime kısa süre kala adayları bir araya getiren etkinlikler de hız kazandı.

TDU tarafından düzenlenen seçim buluşması, hem siyasi tartışmaları hem de kültürel bir sürprizi aynı sahnede buluşturdu. Etkinlik öncesinde “Voice of Germany” yarışmasıyla tanınan şarkıcı Zeynep Avcı, yeni bestesi „Gurbet“i ilk kez seslendirdi.

Göç ve gurbet deneyimini merkeze alan şarkı salonda yoğun ilgi görürken, ardından başlayan siyasi tartışmada Berlin’in en önemli sorunları masaya yatırıldı.

Konut krizi, eğitim, sosyal politikalar ve özellikle AfD’nin yükselişi gecenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

AfD’nin yasaklanması konusunda ise partiler arasında belirgin görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Sol Parti ve Yeşiller yasak seçeneğine daha açık destek verirken CDU, SPD ve FDP cephesinde konunun hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki temkinli yaklaşım öne çıktı.

Elif Eralp: “AfD yasaklanmalı, ama tek yol bu değil”

KADINCA.eu’ya röportaj veren Sol Parti’nin Berlin Eyalet Başbakan adayı Elif Eralp, AfD’nin yükselişine karşı yalnızca hukuki değil, toplumsal ve siyasi bir mücadele yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Eralp, AfD’ye yönelik devlet desteği tartışmasına dikkat çekerek, ırkçı politikalarla suçlanan bir siyasi yapının kamu kaynaklarından yararlanmasının kabul edilemeyeceğini belirtiyor.

“Yasaklama bir seçenek, ama tek yol değil. İnsanları ikna etmek, ırkçılığın sosyal tabanını değiştirmek de şart!”

Eralp ayrıca Almanya’nın tarihsel sorumluluğuna vurgu yaparak, milyonlarca insanı ülkeden göndermeyi hedefleyen siyasi anlayışlara karşı durulması gerektiğini ifade ediyor.

Bu söylem, özellikle göçmen kökenli seçmenler açısından seçim kampanyasının en dikkat çekici başlıklarından biri haline geliyor.

Gençler neden Eralp’in etrafında toplanıyor?

Eralp’in kampanyasında dikkat çeken bir diğer unsur ise genç seçmenlerin gösterdiği ilgi.

Gençlerin kendisine yönelik ilgisini değerlendiren Eralp, Almanya ve Berlin’de birçok gencin haksızlıklar karşısında kendisini çaresiz hissettiğini belirterek şu ifadeyi kullanıyor: “Burada Türkiyeli birinin eyalet başbakanı olma ihtimalini ve kendilerini temsil eden birini görüyorlar.”

Bu yaklaşım, seçim yarışının yalnızca parti politikaları üzerinden değil, temsil meselesi üzerinden de okunabileceğini gösteriyor.

Özellikle göçmen kökenli gençler açısından siyasi alanda kendilerine benzeyen, deneyimlerini anlayan ve doğrudan temsil edebilecek adayların varlığı önemli bir motivasyon oluşturuyor.

Eralp’in kampanyasında kadın, genç, göçmen ve düşük gelirli seçmenlerin karşılaştığı sorunların ortak bir sosyal adalet başlığı altında buluşturulması da dikkat çekiyor.

Berlinlilerin en büyük sorunu: Kira

Eralp’in seçim programının merkezinde ise iki başlık bulunuyor: Konut ve eğitim.

Berlin’de hızla yükselen kiraların kent sakinlerini zorladığını belirten Eralp, sosyal konut üretiminin artırılmasını ve kiraların kontrol altına alınmasını savunuyor.

“Kiralar çok yüksek! Berlinliler kiralarını artık ödeyemiyor. Kira artışını durduran politikalar yapmak, yeni sosyal konutlar inşa etmek en önemli konu.”

Eğitim konusunda ise okullardaki personel eksikliğine dikkat çeken Eralp, çocukların daha iyi eğitim alabilmesi için okullara daha fazla personel kazandırılması gerektiğini söylüyor.

Bu yaklaşım, Sol Parti’nin Berlin’de sosyal devlet ve kamu hizmetleri eksenli seçim stratejisinin temelini oluşturuyor.

“Bizi uç parti olarak göstermek istiyorlar”

Sol Parti’nin “uç” bir parti olarak tanımlanmasına da karşı çıkan Eralp, sosyal haklar ve eşitlik taleplerinin toplumun çoğunluğunu ilgilendirdiğini savunuyor.

“Biz çoğunluk için politika yapıyoruz. Sosyal haklar ve eşitlik temelimiz. Göçmen kökenli olsun olmasın, bütün insanların aynı haklara sahip olması ‘uç’ bir duruş değil.”

Eralp’in söyleminde dikkat çeken noktalardan biri de göçmen haklarını yalnızca göçmenlerin meselesi olarak görmemesi. Eşit yurttaşlık ve sosyal haklar, kampanyanın bütün Berlinlileri kapsayan ana ekseni olarak sunuluyor.

Koalisyon mesajı net: “CDU ile olmaz”

Seçim sonrasında olası koalisyonlara ilişkin soruları da yanıtlayan Eralp’in çizgisi oldukça net.

CDU ile koalisyon ihtimalini reddeden Eralp, Sol Parti’nin Yeşiller ve SPD ile birlikte çalışabileceğini belirtiyor.

“CDU ile koalisyon kuramayız, sosyal konularda ve insan haklarında çok farklıyız. Diğer sol partilerle bir araya gelebiliriz. Benim gördüğüm koalisyon, Yeşiller ve SPD ile olabilir.”

Bu açıklama, seçim sonrası Berlin’de kurulabilecek olası siyasi denklemin de şimdiden tartışılmasına neden oluyor.

Berlin sandığında üçlü gerilim

Berlin seçimleri artık yalnızca hangi partinin birinci çıkacağı sorusundan ibaret değil.

Sandıkta üç temel dinamiğin belirleyici olması bekleniyor: AfD’nin yükselişi, seçmenin temsil arayışı ve geleneksel partilere yönelik güven kaybı.

Saksonya-Anhalt’taki AfD sonucu, aşırı sağın Almanya siyasetindeki ağırlığının giderek arttığını gösterirken Berlin’de farklı bir siyasi arayışın kapısını da aralıyor.

Elif Eralp’in gençler ve göçmen kökenli seçmenler arasında yakaladığı ilgi ise bu arayışın “daha fazla temsil” talebiyle birleştiğini gösteriyor.

Berlin seçmeni için önümüzdeki dönemin temel soruları ise giderek daha net hale geliyor: Kim daha güvenilir? Kim Berlinlilerin günlük sorunlarına çözüm sunabilir? Ve kim, giderek daha fazla çeşitlenen bu kentte gerçekten herkesi temsil edebilir?

Özlem Coşkun – KADINCA.TV – 13.09.2026 – 17:00

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*